OGÜNhaber Portalı
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 32.134
10
Bulunduğu yer: Ulusal
İP: 94.54.77.95
|
|
21-04-2009
|
Genelkurmay Başkanı’nın Dikkat Çeken Sözleri - Yılmaz HASTÜRK
 yhasturk@ogunhaber.com  Biyografi
Harp Akademilerinde geleceğin Komutanları Kurmay Subay adaylarına ve eski Genelkurmay Başkanlarına hitap eden Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker BAŞBUĞ, kamuoyunu dalgalandıran bir konuşma yaptı;
“ Devlet, dağ kadrosunun terör örgütünden ayrılmasını sağlayacak şekilde, mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi şekilde uygulanabilmesini sağlamak için bazı değişiklikler yapmalıdır…” dedi.
Bütün dikkatler bu değerlendirmeden sonra siyasi kadroların ve OBAMA ile ikili görüşmeler yapan Cumhurbaşkanı GÜL ve Başbakan ERDOĞAN’ ın üzerine çevrildi. Ankara kulisleri ABD’nin görüşünü Silahlı Kuvvetler’ de paylaşıyor, görev siyasilere düşüyor demeye başladı. Özellikle TSK “ATATÜRK’ ün bize emanet ettiği Ulus-Devlet ve Üniter Devlet yapısının korunmasında taraftır. Ve taraf olmaya devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Ne Osmanlı, ne de Cumhuriyet döneminde hiçbir Kurumumuz etnik olarak yapılanmamıştır…” şeklindeki sözleri akla iktidar partisi ve bu partiye benimseyenler ile etnik temelde politika izleyen DPT’yi getirdi. Orgeneral İlker BAŞBUĞ, şu sözleri ise bazı kesimleri heyecanlandırdı: “toplumumuzun özellikle mütedeyyin kesimlerini etkilemek amacıyla TSK’ yı din karşıtı olarak gösteren kötü niyetli propaganda kampanyalarıdır.
Bu asker, Türk Milletinin bizatihi kendisidir. Aynı hassasiyetlere sahiptir. Kim ne derse desin, Türk Milletinin ordusu Halk’tır, Halktandır, Halk içindir… Silahlı Kuvvetler, hiçbir dönemde dine karşı olmamıştır. Bizim karşı olduğumuz husus, siyasi ve kişisel amaç ve çıkarları için dinin ve dini duyguların alet edilmesidir, araç olarak kullanılmasıdır…
Dinsel cemaatlerin siyasal alanda rol alması, modernitenin çok önemli bir özelliğinin aşındığı anlamına gelmez mi? Modern toplumlarda, kişi artık bir cemaatin üyesi olarak değil, birey ve vatandaş olarak yer almıyor mu?... Bazı din eksenli cemaatler kendilerini demokratik alanın oyuncusu olarak takdim etmekte, kendilerinin güçlü bir konuma geldiklerine inanmaktadırlar. Ancak bu güç imajı ve algısı yanıltıcıdır. İşte bu tip bazı cemaatler hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak TSK’ yı görmektedir…
Bu yapılanlara karşı hukuk devleti kapsamında TSK’ nın tepkisiz ve etkisiz kalacağını düşünmek ise büyük yanılgıdır…” Orgeneral BAŞBUĞ, Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir.” İfadesi üzerinde durdu. Türkiyeli tanımının yanlışlığını işaret etti.
“TÜRKİYELİ YOKTUR, TÜRK VARDIR.”tanımlaması yaptı. Konuşmasının bir bölümünde BAŞBUĞ “OBAMA’ nın TBMM’deki sözleri, Ulus-Devletin ne olduğunu ve Ulus-Devletlerin bugün için de geçerliliğini koruduğunu anlamayanlara veya anlamak istemeyenlere iyi bir cevap teşkil ettiğine inanıyorum.
Vatandaşlık esasına dayalı milliyetçilik, ırk ve din farkı gözetmeksizin, ortak kimlik-üst kimlik etrafında her vatandaşı TÜRK saymaktır, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı saymaktır… Gerek Osmanlı İmparatorluğu gerek Cumhuriyet döneminde Kürt kökenli vatandaşlarımıza Devletçe sistematik asimilasyon politikası uygulanmamıştır…” Ankara Siyasi kulisleri bu konuşma ile hayli dalgalandı.
Özellikle Ülkede huzur ve düzen bozucu eylem hazırlığı içinde oldukları iddiasıyla gözaltına alınan DTP üst yönetim kadroları ve sempatizanlarını derhal serbest bırakılmalarını isteyen, DPT’li Milletvekili üst yönetim kadrosunun kulaklarının çınlatılmasına sebep oldu. Konuya ilgi duyanların ortaya koydukları iddia şu: “Yasalara aykırı davranan ve bu konuda eylem hazırlığı içinde bulunanlara Milletvekili sıfatını taşıyanların sahip çıkmaları düşündürücüdür.
Bu sahiplenme aykırı davranışların onanması anlamına gelir.
Değil Milletvekili, sade bir vatandaş dahi böyle bir konum içinde olamaz. Sahiplenme bu tür eylemin içinde olmak gibi değerlendirilmelidir.
Bu görüşün sahipleri yasaların öngördüğü cezaları alabilmeleri için Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması şarttır. Bu dokunulmazlık, DTP Milletvekillerini Kolluk Güçleri karşısında baskıcı ve mütecaviz bir konuma sokmaktadır. Bu Ülkedeki yasalar karşısındaki eşitliği ve bir kısım yurttaşımızın diğer yurttaşlar nezdinde yasa tanımaz bir konumda oldukları değerlendirmesini yapmalarına sebep olmaktadır.
Ergenekon konusunda 12. dalga ile gözaltına alınıp evleri ve işyerleri aranan Rektörler ve Çağdaş Yaşam Derneği mensupları, Ankara kulislerinde ciddi bir şekilde tartışılıyor. Özellikle bu derneğin Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan SAYLAN’ ın topluma gerek hekim olarak ve gerekse sivil toplum kuruluşu lideri olarak katkıları ön planda tutuluyor. Süleyman DEMİREL’ in Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet HABERAL’ ı havaalanından yolcu etmesini bazı siyasi çevreler ciddi bir mesaj olarak algılıyorlar.
Geçtiğimiz hafta Ankara kulisleri son derece heyecanlı ve dalgalı idi. Bu haftanın birçok gelişmelere şahitlik edeceğine inanıyorum. Görülen odur ki OBAMA ziyareti ve seçim sonrası ekonomik güçlükler yaşadığımız bu dönemde yeni gelişmelere gebedir. Yarının ne getireceğini bu günden kestirmek hayli güç. Siyasette lider etiketi taşıyanları son derece zorlu günler bekliyor.

CRA 18.Nisan.2009 Cumartesi - 21:07:00
Gazete baskısı için tıklayınız..
|
|
|
|