Houston'ın Los Angeles'ta Beverly Hilton Oteli'ndeki odasında ölü bulunan ve ölüm nedeninin henüz bilinmeyen efsane Huston'un 1985'den başlayan şarkıları ile anıyoruz..
Biz ne dertler gördük ne hüzünler, böyle kopmaz sevenler. Şimdi ayrıldık diye seninle, kalbim sana sırt mı döner...
Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey. Mehtâba dalıp yâr ile sohbet ne güzel şey. Dünyamızın üstünde bütün ruhlar uyurken. Dünyada senin âşıkın olmak ne saadet. Bir bitmeyecek aşk u muhabbet ne güzel şey. Yıldızların altında ibâdet ne güzel şey..
I saw the light on the night that I passed by her window. I saw the flickering shadows of love on her blind, She was my woman. As she deceived me I watched and went out of my mind. My, my, my, Delilah...
Strangers in the night exchanging glances, Wond'ring in the night. What were the chances we'd be sharing love. Before the night was through.
Where do I begin, To tell the story of how great a love can be; The sweet love story that is older than the sea, The simple truth about the love she brings to me Where do I start?
Love is a many-splendored thing, It's the April rose that only grows in the early spring, Love is nature's way of giving a reason to be living, The golden crown that makes a man a king...
William Holden, Jennifer Jones - Love is a many - Splendored thing
Haydi! Yalan oldular ama yalanlar söylediler. Ama sen beni sev bi, bak yine bulduğunda kaçarım ben. Kimlere kandın, alem yine batmış bak çıkarım ben. Diner mi sandın, ama kendini zorlama böyle. Kala kala kimlere kaldın, hayat sana zormuş çok zormuş yandın
İçtim ulan kaçılın önümden. Az mı çektim onun ellerinden. Sen hiç mi ama hiç mi içmedin. Ben kimi bekledim, içtim ulan. Açılın geçeceğim korların üstünde. Yürüyeceğim az da biraz daha da. büyüyeceğim kendimi eğleyeceğim. Bir sebebi var aldırma bitsin..
Bana soru moru sorma. Defol git olur mu? Hadi yürü yürü durma, Uzaklaş olur mu? Sen yanı yanı başımdan, eksilttin yaşımdan. Sen kendini paylaş, seni kim alır? Döktürdüğün her yaş yanına kalır...
Bir meczup hali yaman, İçmemiş kalmış harman. Deliye dönmüş ondan. Dönme ey meczup uyan. Dermiş hep aşklar yalan. Korkmam oyunlarından. Sona gidermiş her an. Gitme ey meczup uyan..
Nereye uçarım ben bilinmez, Beni vurdular beni vurdular. Düştüm dünyaya yeniden, Beni buldular beni buldular. Kimi sevdin sen yine söyleme. Sana sordular sana sordular. Aklın kaçmış yine yerinden, Yine ordalar yine...
Orhan Gencebay'ın 'Bana Kaderimin bir oyunumu bu' şarkısının Yunan sunumu..
İçimde bir sıkıntı var, akşam çöktü ondan mı. Seni görmeseydim yoklar mıydı bilmem, bu hasret ağrısı. Davetsiz bu hayatın mutlaktır oyunları, kaybettik mi yoksa kazandık mı. Ben sustum cevabını, seni görmeseydim yoklar mıydı bilmem..
Uzun zamandır hasret kaldım yüzüne, muhtacım inan senin bir tek sözüne. Yalvarsam ağlasam kapansam dizine, döner miyiz yine eski günlere. Yine eskisi gibi beraber olsak, ne olur sanki geçenleri unutsak.
Zingarella, Zingarella, Les pieds nus dans cet hacienda. Bohémienne, souveraine, Ici chacun subit ta loi, Zingarella, Zingarella...
İzmirli Can Bonomo, müziğe 8 yaşında gitar çalarak başladı. Ortaokul ve lise boyunca sürdürdüğü müzik çalışmalarına İstanbul’da devam etti. 17 yaşında İstanbul semalarına açılmaya karar veren Bonomo, müzik dünyasına ses prodüksiyonculuğu yaparak atıldı.
Bu sabah karanlığı küçük melekler yırttı, şafak tatlı bir düştü şafak tatlı bir düştü, gerçeklere uyanmak bugün çok hoştu.
Her gün bir şey daha biter, giderek acı vermez biten şeyler. Kayıtsız bir razı oluş başlar, sıradan izler bırakır en tutkulu aşklar..
Ben suyumu kazandım da içtim. Ekmeğimi böldüm de yedim. Alkışı duydum, ihaneti gördüm. Sesim de oldu, sessizliğimde...
Neredeyiz şimdi bak.. Ne kadar uzak tahmin bile etme bırak. Sadece çevirme gözlerini. Bir tebessüm bile yetecek inan..
Yine yüzünden düşen bin parça. Dalıp dalıp uzaklara iç çekiyorsun. Eğer bıçak kemiğe dayandıysa, niye bu amansız acıya göz yumuyorsun.
Unuttun mu beni, her şeyimi. Sildin mi bütün izlerimi. Hüç düşmedim mi aklına, hiç çalmadı mı o şarkı?